Yatağa bağımlı hasta bakımı

Anne veya babası, çocuğu, eşi bu durumda olmayan biri için yatağa bağımlı hasta bakımı konusu internetteki milyonlarca konudan biridir sadece. Allah kimsenin başına vermesindir, kimseyi bir diğerine bu şekilde muhtaç etmesindir vs. Elbette vermese, keşke vermese; ne var ki insanın kendisinin veya bir yakınının yatağa bağımlı hasta haline gelivermesi de hayatın kaçınılmaz cilvelerinden biridir. Hayat bana böyle bir cilve yaptı da oradan biliyorum. Ben hasta değildim, hayır. Zaman ilerledikçe ara ara ruh halimle ilgili korkularım olsa da fiziksel olarak iyiydim ben. Hasta olan annemdi. Kalbinden beynine giden bir pıhtı damarlarını tıkayıp annemi böyle bir duruma düşürmüştü, hayatta en korktuğu durumlardan birine. Bir pıhtı, evet, bir pıhtıcık. Bir pıhtı parçasının insanı ne hale getirebileceğini, bunu bizzat izleme fırsatınız olmadıysa, bilemezsiniz. Yaşamayın ve bilmeyin de zaten, herkes için dilerim bunu.

İki buçuk yıla yakın bir zamanı yatağa bağımlı haldeki annemi izleyerek ve ona geldiğimce bakmaya çalışarak geçirdim ben.  Belediyenin evde bakım ekiplerinin bazen aksasa, bazen insanı kızdırsa da her zaman minnetle anacağım yardımları işi nispeten kolaylaştırdı tabii.

Zordu. Duygularımın bir kısmı ancak dramatik cümlelerle ifade edilebilecek olsa da öyle cümleler kurmaktan özellikle kaçınmaya çalışıyorum ama zordu yani. Yatağa bağımlı hasta bakımı, özellikle süre belirsizse ve uzun sürme ihtimali varsa, işi bilen kişilerin de desteğiyle; sağlıklı birinin altından kalkamayacağı bir şey değil. Fiziksel olarak da yoruluyorsun ama asıl sorun o değil. Asıl sorun, annenin kelimenin tam anlamıyla önce yavaş yavaş, sonra daha hızlı bir şekilde eridiğini görmek. 70 yaşın üstündeki herhangi bir bünyenin yaşamaya başlayacağı bir nevi küçülme halinin senin annende olağandan daha üzüntü verici bir şekilde ilerlediğini seyretmek. Ağzının ve topuklarının kuruluğuyla baş etmenin giderek daha da zor hale gelmesi. Burnuna takılı olan beslenme sondasının tıkanması, bir sebeple aşırı derecede idrar yapmaya başlaması, sabah uyandığın zaman anneni fazlaca ıslanmış bulursan hissettiğin vicdan azabı. Ki bu pek sık olmadı çok şükür. Günler geçtikçe kıvrılmış kollarını ve dizlerini açmaya çalışmaktan korkar hale gelmek, belki yanlış bir şey yaparım diye, ya bir yeri kırılırsa diye. Zor şeyler bunlar.

İlk zamanlarda salonda otururken duyduğum ufacık bir sesten dolayı odasından çıkmış yanıma gelmekte olduğunu sandığım oldu. Yatağa bağımlı hasta; evet, annem tam olarak o durumdaydı ama bazen sanki minicik bir an için unutuyordum bunu. İlk başlarda oluyor bu. Sonra geçiyor. Radyatörün önündeki koltuğunda oturup örgü ördüğünü, gazete okuduğunu, televizyona baktığını çok defa hayal ettim. Büyüteçle okur olmuştu artık, hatta biraz gözlük ve biraz da büyüteçle; okumayı kafasına koyduğu bir kitabın hakkından geldiydi, annem öyle bir kadındı; okurdu. Gündemden haberdar olmayı önemserdi, bildiğim bir sürü genç insanın önemsediğinden çok daha fazla. Kendisinden çok daha genç insanlarla gayet iyi anlaşırdı, işlekti annemin kafası, bir konuya düpedüz, tek bir açıdan bakan insanlardan değildi.

Anneme yakışacak ve onun hoşlanacağı bir giyim eşyasının olduğu vitrinlere ve pazar tezgâhlarına epeyce bir süre, düşmanlıkla baktım. Dalgınlıkla mı neyse artık; almak için bir hamle yapacak gibi olduğum da oldu. Almasının gerekmediğini, annesinin bunu görünce sevinemeyeceğini, üstüne giyemeyeceğini düşününce çok kötü oluyor insan. Sağlıklı yaşlı insanlara da bir süre sinirlenerek baktım. Hatta bastonuna tutunarak yürüyen yaşlı bir kadına duyduğum şey her neyse; onun etkisiyle annemin ilaçlarını falan almak için gittiğim eczaneye girip bir güzel ağladım. Bu haset gibi duygunun beni kötü bir insan yaptığını düşünmüyorum. Otomatik bir şey bu, öyle olmak da mümkünken benim annem niye böyle değil; gibi bir durum. Kıskançlığa benziyor ama çirkin bir şey değil aslında. Tuhaf. Anlatması zor.

Burası gelişmiş bir ülke falan değil, yanından bile geçmez; ikide bir cereyanların kesildiği dönemler oluyor. O dönemlerin hepsinden itinayla nefret ettim. Bazen oldukça uzun sürüyordu, o zaman havalı yatak iniyordu, tekrar şişirmek için annemi indirmek gerekiyordu; bunun için de bir arkadaşı veya kardeşimi çağırmak.

Hiçbir zaman, en çileden çıktığım anlarda bile, ‘annem gitse de bu iş bitse’ diye düşünmedim, öyle bir şey olmuyor. Sadece, bütün bunların farkında olmaması için çok dua ettim. Annem bir yatağa bağımlı hasta olduğunu ve benim halimi bilseydi çok üzülürdü. En çok istediğim şey, bunu asla bilmemiş olmasıdır.

Yatak yaraları başladığında… başladığında bir derece idare ediliyor da, ilerlediğinde her şey daha da zorlaştı. Sağlıkçılar ne söyledilerse yaptım, ne istedilerse aldım ama bir yere kadar… dı, kalçadaki yaralar ilerliyordu. Bunu anlatmayacağım. Kötüydü.

Kızım ilk zamanlarda annemim yatağının başucuna gelir ve ona uzun uzun bir şeyler anlatırdı. Giderek seyreltti bu anlatma durumunu, gözledim ve hiç unutmadım. Otomatikman azalıyordu uzun anlatmaları, annemin kalkabileceğinden umudu kestikçe. Kendisi farkında bile değildi belki. Burun sondasından mamasını, suyunu veriyor, üstünü örtüyor, saçlarını düzeltip yüzünden öpüyor ama artık pek bir şey anlatmıyordu.

Geriye dönmek mümkün olsa anneme karşı davranışlarımda değiştireceğim epey bir şeyler var. Ne var ki tek bir saniyeyi bile geri saramıyoruz.

O gün bu gündür… annemin gidişinden bu yana geçen süreçte… ki Haziran ayında 2 sene olacak… başıma gelen bütün iyi şeylerin annemin gittiği yerden benim için ettiği dualardan ötürü olduğuna inanırım.

Ve anneme ödenmesi mümkün olmayan borçlarımın bir kısmını olsun ödeyebilmiş olduğumu umarım. Elimden geleni yaptım annecim. Gerçekten…

Hilal USLU

Bir önceki yazımız olan Artık yaşlı bakımı bir meslek dalı başlıklı makalemizde bakıcılık hakkında, bakıcılık mesleği ve eğitimli bakıcılar hakkında bilgiler verilmektedir.