Kaçınılmaz Bir Son Olarak Yaşlanma

Günümüz dünyasında bilimsel ve teknik gelişmeler çok hızlı ilerlemekte, bu da özelde birey genelde ise toplum yaşamı üzerinde değişik sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Yaşamı kolaylaştırma etkisini net olarak hissettiren bilimsel ve teknik gelişmeler, bireylerin yaşamlarını daha kolay hale getirme yanında yaşam sürelerinin geçmişe göre uzamasını da sağlamaktadır. Özellikle bilimsel olarak tıp alanında yaşanan gelişmeler, bireyin yaşam süresinin uzatılmasını sağlayan etkenler başında ilk sırada yer almaktadır.

Her canlı gibi birey de doğma, gelişip büyüme ve yaşlanıp ölme şeklinde ifade edilen yaşam döngüsünü yaşamak durumundadır. Bu açıdan yaklaşıldığında yaşlanma, birey yaşamının doğal bir süreci olarak karşımıza çıkmaktadır. Toplumu oluşturan bireyler olarak bütün genç ve orta yaşlı insanlar, yaşlanma fikrini kabul etmek istememekte, yaşlılık kaçınılması gereken bir durummuş gibi görülmektedir. Bu hem geçmişte, hem de günümüzde gözlenen bir kaçınmak isteme durumu ortaya koyduğundan, bireyler yaşlılıklarında ne yapacaklarını, nasıl yapacaklarını düşünmek istememektedir. Çünkü yaşlılık kavramı bireyin zihninde güçsüzlük, işe yaramazlık, hastalıklara yatkınlık ve ölüm gibi kavramları çağrıştırmaktadır. Zihinde yaratılan bu olumsuz imaj, yaşlılık düşüncesini ve yaşlılara sergilenen davranışlar üzerinde etkili olmaktadır.

Toplum olarak bakıldığında hızla yaşlanan bir nüfus yapısı ortaya çıkmaktadır. Bu konuda pek çok araştırma yapılmakta, istatistikî veriler ortaya konmaktadır. Ortaya konan verilerde, ülkemizde 65 ve üzerindeki yaşlı nüfusun genel nüfus içindeki yeri yaklaşık % 15’lere ulaştığı, bunun önümüzdeki yıllarda % 20’lere ulaşacağı öngörülmektedir. İşte bu hızlı artış nedeniyle yaşlı hekimliği olarak düşünebileceğimiz geriatri, önemli bir tıp dalı konumuna doğru ilerlemektedir. Geriatri, 65 yaş ve üzerinde yer alan hastaların sağlık sorunlarını giderip yaşam kalitelerini arttırmaya çalıştığı kadar, bu yaş grubundaki bireylere sunulan koruyucu hekimlik uygulamalarını ve toplumun yaşlanmasını da ele alan bir bilim dalı ya da tıp dalı olarak görülmektedir. Geriatriyle paralel gelişme gösteren bir disiplin de gerontolojidir. Aynı nedenlerle ortaya çıkan gerontoloji, yaşlılığı hem biyolojik, hem klinik, hem sosyolojik, hem de tarihsel olarak ele alma amacı taşıyan bir disiplin olarak tanımlanabilmektedir.

Genç vücut ile yaşlı vücudu arasındaki fizyolojik ve psikolojik olarak ortaya çıkan farklılıklar, hastanın klinik olarak tedavi edilerek iyileştirilmesinde farklılıkların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Sonuç olarak şunu söylemek mümkün görünmektedir. Yaşlanma kaçınılmaz bir durum olarak kabullenilmeli ve bir hastalık olarak algılanmamalıdır.

Bir önceki yazımız olan Yatağa Bağımlı Hastalarda Bası Yaraları ve Neden Olan Faktörler başlıklı makalemizde bakıcı bulmake, evde hasta bakımı ve Evde Yaşlı Bakıcı hakkında bilgiler verilmektedir.